Explore Cappadocia
Ürgüp üzüm güzeli

Kapadokya’nın Vazgeçilmezi: Üzüm

 

Asma kütüklerinin dezavantaj olarak verimi düşük kaya ufantısı olan bölge topraklarında yetişmesi ama avantaj olarak da bu topraklarda bağ kanseri olan filoksera hastalığı riskinin olmaması sonucunda tarihsel çağlardan beri bağcılık  bölgenin kurak iklimi ile en uyumlu tarım türü olmuştur.

 

Özellikle Ürgüp yöresinin bimisli topraklarında yetişen Dimrit Üzümü, -isminin kökeni de toprak tanrısı Demeter’den gelmektedir – yaş ve kuru haliyle Kayseri gibi yakın pazarlarda çok tutulmuştur. Hoşaf kültürünün yaşadığı dönemlerde kokusu, kalorisinin çokluğu ve çekirdeklerinin ömrü uzatıcı özelliklere sahip olmasıyla bölgeden İstanbul’a hoşaf kültürü kaybolana kadar sürekli bu üzümün ihracı yapılmıştır.

 

İstanbul’da Kilise ve cami inşaatlarında çalışan usta ve işçilerin öğün yemekleri için yere inmeyip ceplerinde bu üzümle yemek öğünlerini telafi ettiklerini Tarihçi S. Faraqua belirtmektedir.Dirmit üzümü az miktarda dahi yenilse tokluk hissi verdiği için iyi bir diyet besinidir de.

 

Bölgede kaya kesen ustalar da ceplerinde dimrit üzümü bulundururular ve enerjileri azaldığında  halen devam eden bir gelenek olarak ara ara ağızlarına  bu üzümden atarlar.

 

Şarap ve eğlence  Tanrısı olarak tanıtılan  ama esasında yaşamı, olduğu gibi yaşanması tezinin simgesi olan Dionissos da Kapadokyalıydı.

 

Bölge Rumları İstanbul’a çok miktarda şarap ihraç ediyorlardı. Hemen hemen her Rum evinin mahzenleri bulunmaktadır.

 

Üzüm önemli bir kayıt malzemesi de oluşturur. Pekmez çeşitleri, pelver, tarhana, ağda, köftür ve sirke kış mevsiminde insanları bahara kavuşturan oldukça zengin besin ve antiseptik  değerlere sahip gıdalardır.

 

Bölgede yağmurun az olması , üzüm ve kayısı gibi meyvelerin lezzetini, aromasını ve kuru hallerinde dahi bu özelliklerini muhafaza etmelerini temin etmektedir. Bu nedenle İstanbul Osmanlı Saraylarında Ürgüp çevresi kayısı ve üzümünden yapılan hoşaf ve yahniler önemli bir üne sahipti. Hatta halk arasında dimrit üzümünün her çekirdeğinde bir ayet yazılı olduğu çocuklara söylenirdi ki bu üzümü israf etmesinler, çekirdeğini çıkarmasınlar diye…

 

XX. yüzyılın ortalarına dek halkın en önemli gelir kaynağı dimrit üzümü kurusunun ihracı idi.

 

Pelverin bir çömlekte hiçbir katkı maddesi verilmeden üç yıl bozulmadan durabildiği; şarabın yıllar geçtikçe güzelleştiği, her yıl bağbozumundan sonra yapılan pekmezin lezzeti düşünüldüğünde Üzüm Kapadokya’nın vazgeçilmezidir.

 

MUSTAFA KAYA