Explore Cappadocia
 

Turizm'de Mevcut Durum ve Çözüm Önerileri 

 

Turizm Duayenlerinin Öncelikli İşleri Ne Olmalı?


2015 yılı için turizm camiasında pek de parlak geçmiyor maalesef. Resmi olmayan sonuçlara göre Kapadokya Bölgesi 2015 yılı ilk 6 ay konaklayan ziyaretçi sayısında %20-30'luk bir düşüş görünmekte. Gerek batılı turisti nispeten kaybetmemiz, gerek Müslüman ülkelerde(Tunus, Mısır, Suriye, Irak) yaşanan gelişmeler ve batılı ülkeler gözünde Türkiye imajının zedelenmesi ve gerekse de Japonya'nın Türkiye için yaptığı açıklamalar, gelecek yıl için de öngörülerimizin iyimser olmasını engelliyor.


Son dönemde ise gazetelerde turizm politikalarını eleştiren sert yazılara ve başlıklara rastlıyoruz: "IŞID damgasının son eseri, turizm baş aşağı gidiyor, turizmde eksen kayması, batılı turisti kaybediyoruz, turizmde sert düşüş, bıçak gibi kesildi..." Bölgeye uzun yıllardır istikrarlı bir şekilde yaz kış gelen Japon turist sayısı ise 2014 yılında 2012 yılına göre % 59 azalmış durumda. 2013 yılına göre ise % 38 azaldı. Diğer yandan Japonya'daki ekonomik şartların, bu düşüşte rol oynadığı söylense de, Japon Tourism Marketing Co. istatistiklerine göre 2014 yılında Japonya'dan diğer ülkelere olan turistik gezi sayısında 2012 yılına göre sadece %7'lik bir düşüş oldu

(Kaynak:http://www.tourism.jp/en/statistics/outbound/).


2012 yılında Kapadokya'ya gelen her 100 yabancı turistin 6,5'i Japon iken, 2014 yılında bu sayı 2,4'e gerilemiş durumda. Bu probleme ilişkin kök neden analizi yapmak için, aylık bazda Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü'nden alınan konaklama verilerini inceledik. Aşağıdaki bu veriler görülmekte. 2013 yılı içerisinde gelen japon turist sayısında bir dalgalanmanın başladığı görülmekte. Bu grafik bize 3 önemli neden ortaya koyuyor. Bunlardan ilki, gezi olayları... Güvenlik ve huzur ortamı, hepimizin bildiği üzere, destinasyon seçiminde en öncelikli kriter. İkinci sebep ise, olimpiyat oyunlarında İstanbul-Tokyo çekişmesinin hemen sonrasında yaşanan üzücü vadi olayı. Son olarak da Türkiye'nin Suriye politikaları...  2015 yılının ocak ayı sonunda ise, IŞID tarafından öldürülen 2 gazeteci ve IŞID'in "bulundukları yerde öldürülecekler" açıklaması sonrası, Japonya Dış İşleri Bakanlığı, Türkiye'yi en tehlikeli ülkeler listesini almış ve " Türkiye'ye gideceklerin gitmemeleri, Türkiye'deki vatandaşlarımızın da ivedilikle ülkeyi terk etmeleri önemle duyurulur" şeklinde bir açıklama yapmıştır.

(Kaynak:

http://www2.anzen.mofa.go.jp/info/pchazardspecificinfo.aspid=052&infocode=2015T009#ad-image-0 http://www.mofa.go.jp/mofaj/press/release/press4_001715.html).

27 ve 30 Ocak 2015  tarihlerinde yapılan bu uyarı sonrasında, maalesef Kapadokya'da ve Türkiye'de japon turiste rastlamak küçük çaplı bir mucize oldu. Japonlar ile yaptığımız görüşmeler ise, Türkiye ile ilgili ülke ve toplumsal anlamda herhangi bir problemleri olmadığını; fakat kendilerinde islamofobi oluştuğunu gösteriyor.

 

japon_ziyareti.jpg 

 

 

Bu kapsamda, bu tabloyu tersine çevirmek için neler yapılabilir sorusunu tüm otelciler, rehberler, bakanlık, dernekler ve ilgili kurumlar sormalılar.

Neden?

1) Çünkü, World Economic Forum'un her yıl  hazırladığı "en güvenli ülkeler" sıralamasında 141 ülke arasında 121. sıradayız.

2) Çünkü BrandFinance'in her yıl "Nation Brand Index" çalışması ile ülkelerin finansal marka değerlerini değerlendirdiği çalışmada Türkiye, 2014 yılında sadece turizm sektörü alanında dünyada ilk 10'a girebilmiş (Kaynak: Brand finance nation brand index, 2014). Bizim lokomotif sektörümüz çok bilinenin aksine otomotiv değil, turizm sektörüdür.

3) Çünkü uluslararası dış ülke seyahat uyarıları (OTA) sisteminde, "tehlikeli" anlamına gelen sarı listedeyiz (Bu listede yer alan bazı diğer ülkeler: İran, Kenya, Tunus, Bangladeş...) 


Bu durum ülkemizin en rekabetçi olduğu alan olan turizm sektöründen yeterli düzeyde gelir elde etmemiz önünde büyük bir taş. Küçük Oteller Derneği/ Kapadokya temsilciliği olarak, bu süreçte acilen atılması gereken öncelikli adımların makro adımlar olduğu düşüncesindeyiz. Bu kapsamda öncelikle;


1) Türkiye'nin  yüzünü batıya dönmesi gerekir. Kurulacak yeni hükümet bu açıdan büyük bir avantajdır. Yeni bir söylem, yeni bir yaklaşım ve ılımlı-yapıcı mesajlar ile bu süreç başarılı bir şekilde yeniden yapılandırılabilir.

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın acilen Japonya Dış İşleri Bakanlığı resmi internet sitesindeki bu uyarıya ilişkin adımlar atması ve güvenliğe ilişkin herhangi bir sorun olmadığına dair Japon hükümetini ikna etmesi gerekmektedir.

3) Turizm Bakanlığı, acilen güvenli olmayan ülke listesinden çıkmak için çalışmalara başlamalıdır.

(https://en.wikipedia.org/wiki/Outbound_Travel_Alert_System).


Tanıtım, fuarlar, çalıştaylar, acenta toplantıları vb. faaliyetler bu alanda yapılması gereken önemli adımlar olsa da, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde de olduğu gibi, güvenlik ihtiyacı önceliklidir. Gezginlerin öncelikle güvenlik ve huzur ihtiyaçları karşılanmalıdır. Sonrasında bölgesel, yöresel, makro tanıtımlar yapılarak bu imaj güçlendirilmelidir. Dolayısı ile bu problem, öncelikli olarak makro bir problem olarak ele alınmalıdır. Yeni kurulacak hükümetin sergileyeceği yaklaşım, turizm adında, ülkemiz adına büyük bir fırsattır.

 

Son 3 Yılda Ne kaybettik ?


Peki meydana gelen bu makro gelişmeler olmasaydı (gezi olayları, zemi vadisi olayı, Türkiye'nin Suriye politikasında izlediği yol, hükümetin bazı açıklamaları vs.), WTO öngörüleri kapsamında Kapadokya'da bizler ne kadar yabancı turist ağırlayabilirdik ? 


Nevşehir İl Kültür Turizm Müdürlüğü KBS verilerine göre 2011 yılında ilimizde konaklayan yabancı turist sayısı yaklaşık 1,3 milyon. Geçen 3 yıllık süre boyunca bu rakam, bölgemizde ve ülkemizdeki bazı gelişmeler sonucu sadece % 1,6 artış göstererek 1,325 milyona yükselmiş durumda. Dünya Turizm Örgütü (WTO) öngörülerine göre Avrupa'da turist sayısının her yıl % 4; orta doğuda ise % 7 büyüyeceği öngörülmekte.


WTO öngörüleri kapsamında Türkiye'ye gelen turist sayısı her yıl ortalama %5 artacak varsayımı ile hareket edildiğinde 2014 yılı sonunda, normal koşullarda ağırlayacağımız turist sayısı 1.510.396.. %7 varsayımı ile hareket ettiğimizde ise bu rakam 1.598.359. Dolayısı ile mevcut durumda (2014 yılı itibari ile), normal koşullarda bölgemizde konaklaması öngörülen turist sayısından yaklaşık 200.000 daha az misafir ağırlamışız. Gelen yabancı misafirlerimizden işitiyoruz: "Sakın gitmeyin, orası tehlikeli", " Deli misiniz" gibi akıl almaz söylemler... Maalesef içinde bulunduğumuz durum, yabancı gezginler gözünde bu tür söylemlere zemin hazırlamakta.


 Bakın bu 200.000 turist ne demek;

* Otellerin doluluk oranlarında % 15 artış demek.

* En yoğun aylarımız olan nisan-mayıs ya da eylül-ekim ayı gibi 2 ay daha demek.

* Benzer şekilde turizmden pay alan pek çok sektör için (beyaz eşya, yiyecek, içecek, marangoz, balon, taşımacılık, sanayi vb. esnaf, halı, çanak vs.) de bu oranlar geçerli demek

 Kısacası bölge için kaçan %15 demek... Son 3 yılda bunları kaybettik.

Gelecekte kaybetmemek adına, geçmişi iyi analiz etmek, hatalardan öğrenmek ve geleceği buna göre planlamak dileğiyle...