Explore Cappadocia

Folklorumuzdan Kalan: Nahıl Adeti


Nahıl, eski çağlarda ilkel toplumlardan XX. yy’a kadar tüm dünyada “Altın Dal, Mayıs Ağacı vb birçok isime sahip, tüm ilkel toplumlardan günümüze ulaşan nadir ritüellerden biridir. Osmanlı Uygarlığında özellikle İstanbul’da III.Ahmet’in saltanatına dek ünlü bir gelenek haline gelmişti.


Ürgüp Nahılı ise İstanbul nahlıllarından ayrı, düğün adetleriyle kaynaşarak kendine has bir ritüel oluşturmuş, ve Anadolu’da sadece Ürgüp’te devam eden bir adettir.

İki metre yükseklikte üstü konik altı silindirik, eskiden bezlerle sonradan grafon kağıtlarıyla donatılmış ve üzerinde üvez, muşmula, küçük elma gibi meyveler ve birkaç küçük ayna bulunan; tepesinde dört dal ve tabanında içine para atılan taban tahtası bulunan bir üretim simgesidir.


Nahıl, neolitik ve öncesi dönemlerden beri süregelen, Dionissos Şenliklerinde de düğün ve tören alaylarının önünde giden bir semboldü.


Nahılın sahibine “nahılbend”, nahılı klarnet veya bağlama eşliğinde ezgi ile söyleyene de “nahıl övücü” denir.


Kız evinde “kına gecesi” yapılırken oğlan evinde de       güvey donatma töreni” yapılır. Bu sırada nahılbendin evinden çıkarılan nahıl, kız evine de uğrayarak tavuk, sarma baklava, yoğurt ve kına alarak, birkaç genç tuvalet testisini vb birşeyler çalarak nahılla birlikte güveyin donatılacağı meydana gelirler. Güvey donatıldıktan sonra övücü, şair Mahfi Babanın  divan tarzında şiiriyle nahılı över. Tavuk, baklava dağıtılır. Yoğurda dokunulmadan nahılla birlikte gerdek odasına gider. Nahılbend, nahılı, damadın arkadaşları üzerinde nazlıca sallayarak “evlilere bir daha bekarlara sabııır” diye bağırır.


Bir testi şiddetle kırılır ve halay çekilmek üzere davul-klarnet çalmaya başlar.


Bu töreni kadın ve çocuklar da seyrederler…