Explore Cappadocia

Ürgüplü Osios Ioannis (Yuhannis) Rossos


Osios Ioannis Rossos, Ürgüp’te mübadele öncesi Hıristiyanlar’ın yanı sıra Müslümanlar’ın da büyük saygı duyduğu bir kişiydi[1]. Doğum tarihi 1690lı yıllar olduğu tahmin edilen aziz, Rus Çarı I. Petro (Büyük Petro veya Deli Petro) zamanında patlak veren Osmanlı-Rusya savaşında (1711-1718) Türkler tarafından esir alınır. Azizin sağlığında, Kayakapı’da bulunan evininin yakınlarındaki Aziz Georgios (Aya Yorgi) kilisesine ibadet etmeye gittiği bilinir.

 

Ioannis, esir alındığında diğer esirler gibi ilk olarak İstanbul’a getirilir. O dönemde Osmanlı ordusunda yeniçeri ağası olarak görevli Esat Ağa savaş sonrası memleketi Ürgüp’e dönerken yanında Ioannis de vardır. Kayakapı’daki Esat Ağa’nın evinin alt katındaki ahırda seyis olarak çalışan ve ailenin çeşitli işlerinde aileye yardımcı olan Ioannis, Hıristiyan inancına sıkı sıkıya bağlı olup, aynı zamanda çalışkan ve iyi huyludur. Azizin namının Rum ve Ermeniler’in yanında Müslümanlar arasında da yaygınlaşmasında, gerçekleştirdiği şu mucizenin büyük etkisi vardır: Ioannis’in seyislik yaptığı evin sahibi olan ağa Mekke’ye hacca gider. Bir gün evin hanımı evde ağanın çok sevdiği bir yemek olan mantı pişirir. Ioannis, Ürgüp’ten Mekke’ye bir melek vasıtasıyla ağanın turasını taşıyan bakır bir kap içinde ağaya sıcak yemek gönderir. Ağa döndüğünde kabı kendi elleriyle subaylarına gösterir ve böylece azizin kutsal bir kişi olduğu herkes tarafından anlaşılır.

 

Yaygın olarak öldüğü gün 27 Mayıs 1730 olarak bilinen aziz köyün papazından Kominyon’u (İsa ile bütünleşmeyi sağlayan “ekmek şarap ayini”) aldıktan sonra azizin ölümü gerçekleşir. Aziz öleceğini hissettiğinden o gün köyün papazından bu ayini yapmasını ister. Ioannis, ahırın içerisinde son duasını edip ruhunu Tanrı’ya teslim eder. Civarın rahibi ve Ürgüplü Hıristiyanlar ağanın izniyle naaşı alarak, Ürgüp’teki tüm Hıristiyan ve Müslüman ahaliyle beraber Hıristiyan mezarlığına defnederler. 1733’te, azizin sağlığında her Cumartesi ziyaret ettiği, bölgede yaşayan papaz rüyasında Ioannis’i görür. Naaşının sapasağlam mezarda durduğunu söyleyen aziz, papazdan naaşının oradan çıkarılarak ahrete kadar yanlarında bulundurmalarını ister. Bunun üzerine mezara giderek Ioannis’in ölü bedeninin hiç çürümemiş bir şekilde durduğu ve üstelik etrafa güzel kokular yaydığına şahit olan Hıristiyanlar büyük bir mucizeye şahit olur.  

 

Azizle ilgili mucizeler daha çok ölümünden sonra kaydedilmiştir. Bunlardan biri, 1832’de Osmanlı ordusu ile Mısır valilerinden Mehmet Ali paşanın oğlu İbrahim paşa arasındaki mücadele sırasında gerçekleşmiştir. Bu tarihlerde, II. Mahmut yönetimindeki Osmanlı kuvvetlerinden Osman Haznedaroğlu Ürgüp’te kalmıştır. İnanışa göre, askerler Aziz Ioannis’in naaşını ateşe verirler ama azizin bundan hiç zarar görmez; bilakis oradan çıkarak askerlerle konuşur. Bunun üzerine askerler topladıkları tüm haraçları da bırakıp kaçarlar.

 

Azizin sağlığında gittiği ve kaynaklarda “evine yaklaşık 20 dakika yürüme mesafesinde” olduğu belirtilen kilise kimi zaman Teknecik’teki Aziz Georgios kilisesi olarak kabul edilse de, özellikle mübadillerin aktardığı bilgiler, Ioannis’in “Yukarı Mahalle”deki (Temenni’nin güneyi) kilisede kaldığına ve daha sonra buranın 1885’te yıkıldığına” işaret etmektedir. Ancak şu da bilinmektedir ki, 1845’te azizin rölikleri (kutsal kişiye ait kemik) öncelikle, inşa edildiği tarih 1834 olan Basileios kilisesine, daha sonra kendi adına yapılmış olan kilise tamamlanınca (1892) oraya aktarılmıştır (günümüzdeki, kısaca Kız Meslek lisesi olarak bilinen, Ürgüp Kılıçarslan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin aşağı giriş kapısı civarına denk gelen yerde olan Osios Ioannis Rossos kilisesi). Bir mübadil olan Papadopulos, dedesinin onlara anlattığı şu öyküyü aktarır:

 

“… İlk başlarda, aileler Aslangazi’de toplanmıştı. Orada kayaya oyulmuş hazır evler bulmuşlardı. O zamanlar aşağı mahalleler hiç yokmuş. Dedemin dediğine göre, aileler zamanla ovaya inmiş. Artık tepeye sığamıyorlarmış. Ovadaki ilk ev, daha sonra Yazıcı adını alacak olan mahallede inşa edilen Çakır Kosti’nin eviydi. Çakır’ın evinin yanına başka evler de yapıldı ve önce Yazıcı, ardından Mubayaacı, Harman, Karağandere ve daha sonra Teknecik mahalleleri oluştu. … 1885’te Ay Yorgi kilisesi yıkıldı. Ailelerin büyükleri, rüyalarında Osios’u görmüşler, o da onlara şöyle seslenmiş: ‘Bu çürük kayayı ayakta tutmaktan yoruldum, gidin artık buradan’. Evlerini terk ederek aşağı mahallelere ve Duayeri’ne taşınmışlar….

 

 

Eskiden, tıpkı hem Müslüman, hem gayrimüslim halkın ortak sevincine vesile olan Hıdırellez şenlikleri gibi, Ioannis de her iki dini inanışa sahip insanlar tarafından sahip çıkılırmış… Mübadele ile beraber ise azize ait rölikler, bir halıya sarılarak uzun bir yolculuğa başlar.  Bu yolculuk, mübadillerin “Yeni Ürgüp” (Nea Prokopi) ismini verdikleri, Yunanistan’ın Eğriboz adasındaki kasabada 1925’te sonlanır. Nihayet 1951’de, göç eden Rumlar’ın aziz adına inşa ettikleri kiliseleri tamamlanınca ise aziz ve ona ait tüm kutsal eşyalar buraya nakledilir. Bugün hala, azizin ölüm günü olan 27 Mayıs’ta “Yeni Ürgüp”te çeşitli ayinler düzenlenmekle birlikte, Ürgüp’ün Kayakapı mahallesinde restore edilen pek çok yapıdan biri olan ve bir zamanlar azizin yaşadığı Esat Ağa konağının alt kısmındaki ahır, pek çok ziyaretçinin uğrak noktasıdır…



[1] Ioannis’ten bahsederken “aziz” (hagios) tanımlamasını kullansak da, onun asıl epitheti (ünvanı) “osios”tur (hosios). Yunanca’da “kutsal” olanı ifade etmek için farklı tanımlamalar kullanılır ve aralarındaki ufak farklılıklardan dolayı kimi zaman bunları doğrudan açıklayan bir terim kullanmak güçtür. Kısaca ifade etmek gerekirse, “hosios”, anlam bakımından azizler için kullanılan “hagios”a yakın olmakla beraber, daha çok “tanrıya hürmetli, dindar” anlamında ve daha ziyade insana özgü vasıflar için kullanılır diyebiliriz.